Rekabette, Korkunun Ecele Fayda Etmediği Durumlar

Rekabette, Korkunun Ecele Fayda Etmediği Durumlar

Strawberry’nin engellenmesinin 1. yılı dolduğu bugünlerde rekabeti bilmemenin bir acizlik olduğunu, dile getimek istedim. 2-3 ay önce  bir iş için, Kozmetik İthaalatçı Distributor firmanın, Genel Müdürü pozisyonu olan kadınla, görüşme yaptım.  Strawberrynet’i engelleyerek, bu sorunu çözmüş olmanın  gururunu bana anlattığında, bu yaklaşımı  beni inanılmaz etkiledi. Bir profesyonelin,  rekabete karşı aldığı çözümün bu olması , satış ve pazarlamada profesyonel  geçmişi olan biri olarak, şaşkınlığımı gizleyemedim.  Korku dünyasının, küçük oyuncularının,  devlet üzerindeki baskısının sonucu, engeller yaratmanın çözüm olduğunu düşünmüşlerdi. Ne engelleyenler  ne de bu engeller için kanun  maddesi oluşturanlar rakibini, tanımak için çaba harçamamıştı. Halbuki, rekabette rakibi iyi tanımak gerekirdi. Strawberrynet’in dünyada gösterdiği bu  başarıyı elde ederken, nasıl  bir yol izlediği, nereden nereye geldiği, hizmet verdiği 200 ülkedeki durumunun ne olduğu, bu ülkelerin bu soruna nasıl çözüm bulduğuna  dair, herhangi bir bilgileri yoktu.  Rekabette, öğrenilmesi ve üzerine çalışlması gereken buydu.


Yaklaşık 1 sene önce, oluşturdukları bu engel, onlara ne kazandırmıştı ve bekledikleri gelişme olmuşmuydu,  rakamsal olarak net veri  veremesemde, görünen köy kılavuz istemez edasıyla,  hala yerlerinde saydıklarını söyleyebilirim.  Bütün bunlar ancak, Türkiye’de  global markalara pazar yaratmak ve geliştirmek adına  çalıştıklarını söyleyen  kişiler ve firmaların, 30 yıl önceki toptancı zihniyeti ile   kozmetik dünyasını yönettiğinin bir göstergesi olabilir.   Gelişen Pazar koşullarına rağmen , at gözlükleriyle perakende dünyasına bakmaya devam ediyorlar.   21 yüzyılda  herşey gibi, ticaretin ve tüketici davranışının değişebileceğini kabul edemiyorlar. Bir damla kokuyla sarhoş olmuşlar ve tüketicininde onlar gibi sarhoş olacağını düşünüyorlar.
Strawberrynet, kargo ücreti almadan dünyanın bir ucundan diğer ucuna, hatta  parfüm  varsa, iki ayrı paket halinde  5 gün içinde ulaşabilecek şekilde, sevkiyat yaparken   bu firmanın nasıl hala ayakta kalabildiğini sorgulamaktan korkuyorlar ya da bunu anlama becerileri yok.  Hem operasyon, hemde  satınalma anlamında firmalarla  yapılan anlaşma şartlarını, anlamak yerine, kendi becerisizliklerini örtbas etmeye çalışıyorlar.
Ne yazık ki, Türkiye’de küçük zihniyetlerle ticaret yapmaya çalışanlar, rakibini anlamak onun avantajlarını çözmek ve ana markadan talep etmek yerine , kendi için tehdit gördüğü mecrayı yok etmeye çalışıyor. Fırsatları göremeyecek kadar, beceriksiz ve başarısız hatta ticareti bilmeyen bu insanlar, ne yazık ki ticareti yönettiklerini düşünüyorlar.  Kendilerini geliştirmek  ve pazardaki başarısını yukarı taşımaktan uzak hareketlerin, sadece kısa dönemli çözüm olduğunu, zaman içinde görecekler.
Bu gruplar, kapalı kapılar ardında yıllarca  çok kolay para kazandılar ve bunu hakları olarak gördüler. Artan maliyetlerini optimize etmek yerine tüketiciden almanın kolay bir yol olduğunu düşünerek, bugünde  hareket etmeye devam ediyorlar. Burada  her zaman olduğu gibi tüketici cezalandırılıyor. Rekabetin  yok edilmesiyle birlikte, tüketici, kaybeden konumuna tekrar yükseliyor. Değişen  ticaret ve rekabet koşullarıyla birlikte  satınalma ve satış stratejilerini, maliyetlerini yükselten operasyonları, dağıtım ağlarını  yeniden yapılandırmaları gerektiğini görmüyorlar.
Engellemeninin hiçbir zaman, çözüm olamayacağını, perakende dünyasının yaşadığı değişime bir bakış attıklarında rahatlıkla görebilirler. Artık  herşeyin, rakamlarla ölçülebildiği günümüzde , global markaların,  Türkiye pazarı için iştahı kabarırken, karşılaştıkları çözümsüzlükle yetinmeyeceğini yakın dönemde görecekler.
Rekabet, rakibi yok ederek ya da  engelleyerek olmaz, bu hiçbir kitapta yazmaz, bu ancak ve ancak tekel olma koşulunu getirir. Davula sahip olmadan, sadece tokmakla tekel olunmaz. Rekabet, Kozmetçilerin  gördüğü gibi kötü bir şey değil. Gelişme ve farklılaşma rekabetin doğurduğu  sonuçlar..Bunu iyi kullanan kazanır, bunu anlamayanda kaybetmeye mahkumdur.
Rekabet, insanın doğasında  varolan,kaçınılmak istense de  engellenemeyen bir bir dürtü olduğunu hepimiz biliriz. Rekabet bir şekilde  yük getirse de,  gelişime ve farklılaşmaya yardımcı olur. İnsan bir başka  insanla, marka bir başka markayla, ülke bir başka ülke ile rekabet içine girer ve bu kaçınılmazdır. Rekabette kazanç için mücadele edilmeli. Kayıptan çok, kazanç elde edilebilmek  rakibi iyi tanıyarak yapılabilir.
Kozmetikçiler, bir masaya beyinlerini koyup, gerçek çözümü tekrar düşünmeli diyorum.

Gülin Gürsoy

 

0.00 avg. rating (0% score) - 0 votes

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir