Mahur Pakalın Dirin (Röportaj)

Mahur Pakalın Dirin

Yurtdışında eğitimini alarak gerçekleştirdiği fitoterapi tedavi yöntemi ve kadınlara  yönelik “Güzelliğe Dair Minik Tüyolar”  seminerleriyle önemli çalışmalar gerçekleştiren Eczacı Mahur Pakalın Dirin, kadınlar ve sağlık başlığıyla konuğumuz oldu…Pakalın Sağlığın ve Güzelliğin Merkezi kurucusu Eczacı Mahur Pakalın Dirin ile çalışan kadınlar, kadınların en çok ihtiyaç duydukları sağlık ve güzellik sırları üzerine konuştuk…
1994 yılından bu yana Pakalın Eczanesi’yle 2003 yılından bu yana da Pakalın Sağlığın ve Güzelliğin Merkezi ile İzmirli kadınlara hizmet veriyorsunuz. Teknolojiniz, eczacı kimliğiniz, güzelliğin ve sağlığın merkezi statüsüyle hep sektörün önde gelen markalarından birisi oldunuz. Bunu nasıl başardınız?
1994 yılından bu yana Vali Konağı karşısında faaliyet gösteren Pakalın Eczanesi’nin 7 yıl önce hizmete açtığı Pakalın Güzelliğin Merkezi’nde çok mutluyuz ki bir marka olmayı başardı. Biz, İzmirli kadınların sağlıklı güzelleşmesini hedefledik. En son teknolojik cihazlarla ve eczacı kimliğimizle sağlıklı güzellik sloganıyla hareket ediyoruz. Hedefimiz sadece para kazanmak değildi, başarmaktı. Güzellik ve sağlık ayrı ayrı olamaz. Biz bunları bir araya getirdik. Son teknoloji ve deneyimli bir kadroyla, kişiye özel bakım gerçekleştiriyoruz. Cilt bakım, masaj, manikür – pedikür, makyaj, vücut şekillendirme, incelme – sıkılaşma, selülit bakımı, masaj, yosun-parafin, vücut peelingi ve el ayak bakımından tutun da sağlıklı güzelleşmek adına her tür hizmeti sağlayabiliyoruz. Kullandığımız gereçler son teknolojiyi içeriyor. Hizmet ve kalite ile birleşince başarı kaçınılmaz oluyor. Bizi var eden, bizden vazgeçemeyen, güzelliği her yerde tescilli olan İzmirli kadınlarımızdır. Gördüğümüz yoğun ilgi ve desteğe layık olmaya çalışıyoruz.
Sağlık ve güzellik dedik. İnsanlar değişiyor, bu değişimi daha çok neler tetikliyor?
Hiç yaşlanmayacağımızı zannediyoruz. Hiçbir şeye ihtiyacımız olmayacakmış gibi, gençliğimizde vücudumuzu gerçekten zorluyor ve hor kullanıyoruz. Güzellik, içsel bir şeydir. Bu bahsettiğim hem ruhsal hem de sağlık açısından geçerlidir. Pozitif düşünürseniz, yediğinize içtiğinize, kullandığınız ürünlere dikkat ederseniz, kendinizi stresten, yorgunluktan uzak tutarsanız yıpranma payınız da o kadar az olur. Sigara kullanmaz, yediğinize içtiğinize dikkat ederseniz, yaşlılıkta sizi uzunca bir süre kapıda beklemeye mahkum olur. Gelmeyecek  demiyoruz, gelecek ama neden yaşlanırken ihtiyarlamayarak yaşlanmayalım ki? Bu çok ince bir çizgidir. Yaşınız ilerleyebilir, yaşlanabilirsiniz. Bu doğal bir sonuçtur. Ama ihtiyarlarsanız, çökmüşsünüz demektir. Bakarsanız bağ olur, bakmazsanız dağ olur sözü bizde de geçerlidir. Bir şeye bakarsanız güzel kalırsınız. Mesela erkekler daha geç yaşlanıyor. Bu hormonsal bir durum. O halde kadınlar olarak bu farkı kapatacağız ve kendimize bakacağız diyorum ben.
Soğuk ve yağmurlu bir kış geçiriyoruz. Üstelik domuz gribi başta olmak üzere, birçok grip çeşidiyle karşı karşıya kaldık. Bu hastalıklardan korunmak için vücudumuzu nasıl güçlü kılabiliriz? Bildiğim kadarıyla, bağışıklık sistemini güçlendirici birtakım yöntemleriniz bulunuyor. Neler bahseder misiniz?
Özellikle kış aylarında artan grip ve nezleye karşı, ilaçların yanında Fitoterapi yöntemi ile önlem almaya çalışıyoruz. Bağışıklık sistemini güçlendirmek amacıyla başvurulan fitoterapi yöntemi her geçen gün kişilerin dikkatini çekiyor. Şifalı bitkilerle tedavi anlamına gelen ve Farmakognozinin bir dalı olan Fitoterapi, bitkileri ve onların doğal ekstreleri ile belirli doz ve şekillerde kullanarak hastalıkları önleme ve tedavi etme yöntemi olarak kullanılıyor. Bu sağlık dalı, günümüzde yurtdışında çok kullanılan bir yöntem haline geldi. Ben de bir eczacı olarak bu tip eğitimlerin alınması gereğine inanıyorum. Bu konuyla ilgili yurtdışındaki birçok semineri takip ettim. Ülkemizin geri kalmaması için ilaçla tedavinin yanında bağışıklık sistemini güçlendiren bu yöntemden yararlanılmalıdır. Şifalı bitkiler, kısa sürede hastalıkları tedavi etmekten çok uzun süreli ve kaliteli bir yaşam biçimi olarak değerlendirilmelidir. Bu uzun ve kaliteli yaşam için de ilk başta sağlam bir bağışıklık sistemine ihtiyacımız var. Zayıf bir bağışıklık sistemi her yaşta her çeşit hastalığa davet çıkartabiliyor. Bu nedenle her birey bünyesine uygun desteklerle takviye almalıdır. Çünkü bitkiler yalnızca hasta olunca değil, hasta olmamak için, bağışıklık sistemini destekleyici olarak da kullanılmalıdır. Zayıflama, kalp damar sistemini iyileştirme, immun sistemi kuvvetlendirme, allerjik reaksiyonların tedavisi gibi bir çok konuda bitkisel destekler önererek hastalara yardımcı oluyoruz. Müşterilerimizin çoğu reçeteye yazılan  ilaçları bile bize sorup öyle kullanıyorlar. Fitoterapi alanında bu güveni oluşturmak güzel ama bir o kadar da zor.
Hangi karışımlar hangi hastalığa karşı bağışıklık sistemimizi güçlendirmektedir? Hangi yaş grubuna Fitoterapi yöntemi uygulanmalıdır?
Sağlıklı bir bünye için günlük multivitamin takviyesi, antioksidan ve esansiyel yağ asitlerinin kullanılması gerekmektedir. Gıdalarla tüm mineral ve vitamin gereksinimi almak maalesef mümkün değildir. Ayrıca, 12 yaş ve üzeri çocuklardan başlayarak tüm bir hayat boyu bu bitkisel takviyeler kullanılabilir. Ancak kişide kronik bir rahatsızlık varsa bu uygulamanın mutlaka bir doktor ve eczacı tarafından verilen öneriye göre yapılması gerekmektedir.
Yaşlılarda bağışıklık sistemini güçlendirme etkisi ne orandadır?
İnsan yaşlandıkça doğal olarak organlar eskir. Bu tabiatın kaçınılmazıdır. Bu durum bağışıklık sisteminin de daha çabuk etkilenmesini sağlayacak ve hastalıklara erken davetiye çıkaracaktır.  Düzenli bir hayatı düzenli ve doğru beslenme ve uygun besin takviyeleri ile desteklemek ise kaliteli yaşam için vazgeçilmezdir. Bu nedenle daha önceden alınan besin takviyeleri yaşlılık döneminin de daha kaliteli geçirilmesine katkı sağlayacaktır.
Siz bir eczacısınız. Yurtdışında fitoterapiye olan bakış açısı nedir? Bu alanda çalışma yapan merkezler bugün fitoterapi alanında hangi çalışmaları yapmaktadır?
Avrupa’da kimyasal ilaçlar yerine bitkisel karışımlı ilaçlarla tedavi öngörülüyor. Kimyasal ilaçlar için illaki reçete lazım olurken bu bitkisel karışımlara ulaşmak için eczanelere başvurmak yeterlidir. Amerika’da ise Naturapat adı altında doktorlar vardır. Bu kişiler tıp fakültelerinden sonra eczacılık eğitimi alan ve Fitoterapi konusunda uzmanlaşmış kişilerdir.
Dışarıda satılan her karışım fitoterapi yöntemine uygun olarak hazırlanmamaktadır? Bu bitkisel karışımları alırken hangi kriterlere dikkat etmek gerekir?
Bitkisel karışımlarda standardizasyon önemlidir. Yani uygun koşulda bitkilerin yetişmesi içerik olarak etken maddenin en fazla bulunması ile doğru orantılıdır. Yol kenarında toplanan ve çay olarak hazırlanan ısırgan otundaki egsoz gazı miktarı etken madde miktarından daha fazladır. Bu da yarar yerine zarar getirir. Sağlık Bakanlığından onay almış firmaların çaylarını kullanmak en ideal olanıdır.
Peki, bu hafta 8 Mart Dünya Kadınlar Günü ve Haftası. Her kadın Özel ve Güzeldir  dersek, kadınlara kendi haftalarında nasıl bir sağlıklı güzellik sırrı önerirsiniz?
Biz, “Her Kadın Özel ve Güzeldir” diyoruz Hatta bunu kendimize klavuz edinerek bu sıra birtakım seminer ve eğitimlere bile başladık. İlkini Karşıyaka Belediyesi’nin Hobi Kurslarına katılan bayanlar için düzenledik. Bu kurslara katılan kadınlarımız, Pakalın Sağlığın ve Güzelliğin Merkezi Uzmanları tarafından mevsimsel geçişlerde yapılması gereken cilt ve saç bakımları konularında bilgilendiriliyorlar. Kurslara katılan bayanlara, yaklaşan bahar ayı nedeniyle yaşanacak mevsimsel geçişlerde yapılması gereken  cilt ve saç bakımı  konularında seminerler veriyoruz. İlk seminerimiz geçtiğimiz haftaydı. Mevsimsel değişiklerde kuruyan, çatlayan ve yıpranan cildimizi koruma yöntemleri ve kuruyan, kırılan, çabuk kirlenen saçlarımız için uygulamamız gereken basit formüller ve ufak tüyolarımızı kadınlarla paylaştık.
Bildiğimiz kadarıyla siz “Güzel ve Sağlıklı Bir Yıl” sloganı ile başlattığınız seminerlerde “Güzelliğe Dair Minik Tüyolar” başlığı altında her bayanın ufak tefek bakımlarla değişebileceği anlatıyorsunuz. Seminerler sonunda kaç kadına ulaşmayı hedefliyorsunuz?
Seminerler sonunda ortalama 500 kadına ulaşmayı hedefliyoruz. Böylece güzel ve sağlıklı bir yıl geçirmelerine az da olsa katkıda bulunacağız. İlki Karşıyaka Belediyesi Çarşı Sanat Galerisinde gerçekleşen “Güzelliğe Dair Minik Tüyolar”  seminerimiz,  01 Mart Pazartesi günü Bülent Ecevit Kültür Merkezinde, 11 Mart Perşembe günü ise İsmail Cem Kültür Merkezinde gerçekleşecek.
Önümüz bahar. Kadınlarımıza ne önerirsiniz bu mevsimsel geçişte?
İnsanların cilt tipi değişmez. Fakat olumsuz iklim ve çevre koşullarına göre cildimizin durumu değişir. Bunlar nemsizlik, hassasiyet, lekelenme ve akne problemleridir. Mevsim şartlarına göre değişen cildimizin ihtiyacını karşılamak üzere, doğru temizleme; doğru nemlendirme ve doğru koruma yapmak gerekir. Bu uygulamalar, ayrıca profesyonel kabin bakımlarıyla desteklenmelidir. Sert ve kuru iklim koşullarından dolayı yoğun nemsizlik, çevresel kirlilikten dolayı siyak nokta ve kalınlaşma, cilt bariyerinin zayıflaması sonucu hassasiyet ve soğuğa karsı duyarlılığın artması karşılaşılan yoğun problemlerdir. Yaş ve cilt tipi analiz edilerek cildin ihtiyacına uygun özellikle yoğun nem bakımları; cildin bariyerini güçlendirip savunmasını arttırmak için uygun canlandırıcı ve arındırıcı bakım kürleri uygulanmalıdır.
Mevsim değişikliğinde  el ve ayaklarda aşırı kuruma ve çatlama görülür. Bu duruma karşı hangi önlemler alınmalıdır?
Kalınlaşan deri arındırılarak yoğun nem verici ürünler kullanılmalıdır. Bu ev bakımına ilave olarak kabinde parafin ve yoğun nem veren maskelerden yararlanılarak bakım yapılır.
Pekiyi, ciltten bahsettik, biraz da kadınların en büyük silahı olan saçlara değinirsek, çabuk kirlenen ve kırılan saçlar için hangi vitaminleri kullanmalıyız?
Saç dibindeki yağlanmaya uygun şampuan tercih edilirken saç uçları için onarım özelliği yüksek maske ve krem kullanılır. Hava şartları ve çevresel faktörlerin, deniz, havuz, güneş ve benzeri şeylerin saçları yıpratması sonucu canlandırıcı ve onarıcı bakım kürleri uygulanır. Saç kökleri kan yoluyla beslenir. Dolayısıyla kökü sağlamlaştırmak için mutlaka; B kompleksleri, Mineraller, Aminoasitler, Antioksidan içeren besin takviyeleri kullanılmalıdır. Ayrıca; Saçları fazla miktarda şampuanla yıkamak, sık yıkamak, saçın yapısına uygun olmayan şampuanları tercih etmek, saç köklerine krem,jöle gibi şekillendiricileri getirmek, sık sık kimyasal işlem yaptırmak ve kimyasal maddesi yüksek olan boyalar kullanmak saça zarar veren önemli unsurlardır.

Yurtdışında eğitimini alarak gerçekleştirdiği fitoterapi tedavi yöntemi ve kadınlara  yönelik “Güzelliğe Dair Minik Tüyolar”  seminerleriyle önemli çalışmalar gerçekleştiren Eczacı Mahur Pakalın Dirin, kadınlar ve sağlık başlığıyla konuğumuz oldu…Pakalın Sağlığın ve Güzelliğin Merkezi kurucusu Eczacı Mahur Pakalın Dirin ile çalışan kadınlar, kadınların en çok ihtiyaç duydukları sağlık ve güzellik sırları üzerine konuştuk…

1994 yılından bu yana Pakalın Eczanesi’yle 2003 yılından bu yana da Pakalın Sağlığın ve Güzelliğin Merkezi ile İzmirli kadınlara hizmet veriyorsunuz. Teknolojiniz, eczacı kimliğiniz, güzelliğin ve sağlığın merkezi statüsüyle hep sektörün önde gelen markalarından birisi oldunuz. Bunu nasıl başardınız?

1994 yılından bu yana Vali Konağı karşısında faaliyet gösteren Pakalın Eczanesi’nin 7 yıl önce hizmete açtığı Pakalın Güzelliğin Merkezi’nde çok mutluyuz ki bir marka olmayı başardı. Biz, İzmirli kadınların sağlıklı güzelleşmesini hedefledik. En son teknolojik cihazlarla ve eczacı kimliğimizle sağlıklı güzellik sloganıyla hareket ediyoruz. Hedefimiz sadece para kazanmak değildi, başarmaktı. Güzellik ve sağlık ayrı ayrı olamaz. Biz bunları bir araya getirdik. Son teknoloji ve deneyimli bir kadroyla, kişiye özel bakım gerçekleştiriyoruz. Cilt bakım, masaj, manikür – pedikür, makyaj, vücut şekillendirme, incelme – sıkılaşma, selülit bakımı, masaj, yosun-parafin, vücut peelingi ve el ayak bakımından tutun da sağlıklı güzelleşmek adına her tür hizmeti sağlayabiliyoruz. Kullandığımız gereçler son teknolojiyi içeriyor. Hizmet ve kalite ile birleşince başarı kaçınılmaz oluyor. Bizi var eden, bizden vazgeçemeyen, güzelliği her yerde tescilli olan İzmirli kadınlarımızdır. Gördüğümüz yoğun ilgi ve desteğe layık olmaya çalışıyoruz.

sağlık güzellik

sağlık güzellik

Sağlık ve güzellik dedik. İnsanlar değişiyor, bu değişimi daha çok neler tetikliyor?

Hiç yaşlanmayacağımızı zannediyoruz. Hiçbir şeye ihtiyacımız olmayacakmış gibi, gençliğimizde vücudumuzu gerçekten zorluyor ve hor kullanıyoruz. Güzellik, içsel bir şeydir. Bu bahsettiğim hem ruhsal hem de sağlık açısından geçerlidir. Pozitif düşünürseniz, yediğinize içtiğinize, kullandığınız ürünlere dikkat ederseniz, kendinizi stresten, yorgunluktan uzak tutarsanız yıpranma payınız da o kadar az olur. Sigara kullanmaz, yediğinize içtiğinize dikkat ederseniz, yaşlılıkta sizi uzunca bir süre kapıda beklemeye mahkum olur. Gelmeyecek  demiyoruz, gelecek ama neden yaşlanırken ihtiyarlamayarak yaşlanmayalım ki? Bu çok ince bir çizgidir. Yaşınız ilerleyebilir, yaşlanabilirsiniz. Bu doğal bir sonuçtur. Ama ihtiyarlarsanız, çökmüşsünüz demektir. Bakarsanız bağ olur, bakmazsanız dağ olur sözü bizde de geçerlidir. Bir şeye bakarsanız güzel kalırsınız. Mesela erkekler daha geç yaşlanıyor. Bu hormonsal bir durum. O halde kadınlar olarak bu farkı kapatacağız ve kendimize bakacağız diyorum ben.

Soğuk ve yağmurlu bir kış geçiriyoruz. Üstelik domuz gribi başta olmak üzere, birçok grip çeşidiyle karşı karşıya kaldık. Bu hastalıklardan korunmak için vücudumuzu nasıl güçlü kılabiliriz? Bildiğim kadarıyla, bağışıklık sistemini güçlendirici birtakım yöntemleriniz bulunuyor. Neler bahseder misiniz?

Özellikle kış aylarında artan grip ve nezleye karşı, ilaçların yanında Fitoterapi yöntemi ile önlem almaya çalışıyoruz. Bağışıklık sistemini güçlendirmek amacıyla başvurulan fitoterapi yöntemi her geçen gün kişilerin dikkatini çekiyor. Şifalı bitkilerle tedavi anlamına gelen ve Farmakognozinin bir dalı olan Fitoterapi, bitkileri ve onların doğal ekstreleri ile belirli doz ve şekillerde kullanarak hastalıkları önleme ve tedavi etme yöntemi olarak kullanılıyor. Bu sağlık dalı, günümüzde yurtdışında çok kullanılan bir yöntem haline geldi. Ben de bir eczacı olarak bu tip eğitimlerin alınması gereğine inanıyorum. Bu konuyla ilgili yurtdışındaki birçok semineri takip ettim. Ülkemizin geri kalmaması için ilaçla tedavinin yanında bağışıklık sistemini güçlendiren bu yöntemden yararlanılmalıdır. Şifalı bitkiler, kısa sürede hastalıkları tedavi etmekten çok uzun süreli ve kaliteli bir yaşam biçimi olarak değerlendirilmelidir. Bu uzun ve kaliteli yaşam için de ilk başta sağlam bir bağışıklık sistemine ihtiyacımız var. Zayıf bir bağışıklık sistemi her yaşta her çeşit hastalığa davet çıkartabiliyor. Bu nedenle her birey bünyesine uygun desteklerle takviye almalıdır. Çünkü bitkiler yalnızca hasta olunca değil, hasta olmamak için, bağışıklık sistemini destekleyici olarak da kullanılmalıdır. Zayıflama, kalp damar sistemini iyileştirme, immun sistemi kuvvetlendirme, allerjik reaksiyonların tedavisi gibi bir çok konuda bitkisel destekler önererek hastalara yardımcı oluyoruz. Müşterilerimizin çoğu reçeteye yazılan  ilaçları bile bize sorup öyle kullanıyorlar. Fitoterapi alanında bu güveni oluşturmak güzel ama bir o kadar da zor.

Hangi karışımlar hangi hastalığa karşı bağışıklık sistemimizi güçlendirmektedir? Hangi yaş grubuna Fitoterapi yöntemi uygulanmalıdır?

Sağlıklı bir bünye için günlük multivitamin takviyesi, antioksidan ve esansiyel yağ asitlerinin kullanılması gerekmektedir. Gıdalarla tüm mineral ve vitamin gereksinimi almak maalesef mümkün değildir. Ayrıca, 12 yaş ve üzeri çocuklardan başlayarak tüm bir hayat boyu bu bitkisel takviyeler kullanılabilir. Ancak kişide kronik bir rahatsızlık varsa bu uygulamanın mutlaka bir doktor ve eczacı tarafından verilen öneriye göre yapılması gerekmektedir.

Yaşlılarda bağışıklık sistemini güçlendirme etkisi ne orandadır?

İnsan yaşlandıkça doğal olarak organlar eskir. Bu tabiatın kaçınılmazıdır. Bu durum bağışıklık sisteminin de daha çabuk etkilenmesini sağlayacak ve hastalıklara erken davetiye çıkaracaktır.  Düzenli bir hayatı düzenli ve doğru beslenme ve uygun besin takviyeleri ile desteklemek ise kaliteli yaşam için vazgeçilmezdir. Bu nedenle daha önceden alınan besin takviyeleri yaşlılık döneminin de daha kaliteli geçirilmesine katkı sağlayacaktır.

Siz bir eczacısınız. Yurtdışında fitoterapiye olan bakış açısı nedir? Bu alanda çalışma yapan merkezler bugün fitoterapi alanında hangi çalışmaları yapmaktadır?

Avrupa’da kimyasal ilaçlar yerine bitkisel karışımlı ilaçlarla tedavi öngörülüyor. Kimyasal ilaçlar için illaki reçete lazım olurken bu bitkisel karışımlara ulaşmak için eczanelere başvurmak yeterlidir. Amerika’da ise Naturapat adı altında doktorlar vardır. Bu kişiler tıp fakültelerinden sonra eczacılık eğitimi alan ve Fitoterapi konusunda uzmanlaşmış kişilerdir.

Dışarıda satılan her karışım fitoterapi yöntemine uygun olarak hazırlanmamaktadır? Bu bitkisel karışımları alırken hangi kriterlere dikkat etmek gerekir?

Bitkisel karışımlarda standardizasyon önemlidir. Yani uygun koşulda bitkilerin yetişmesi içerik olarak etken maddenin en fazla bulunması ile doğru orantılıdır. Yol kenarında toplanan ve çay olarak hazırlanan ısırgan otundaki egsoz gazı miktarı etken madde miktarından daha fazladır. Bu da yarar yerine zarar getirir. Sağlık Bakanlığından onay almış firmaların çaylarını kullanmak en ideal olanıdır.

Peki, bu hafta 8 Mart Dünya Kadınlar Günü ve Haftası. Her kadın Özel ve Güzeldir  dersek, kadınlara kendi haftalarında nasıl bir sağlıklı güzellik sırrı önerirsiniz?

Biz, “Her Kadın Özel ve Güzeldir” diyoruz Hatta bunu kendimize klavuz edinerek bu sıra birtakım seminer ve eğitimlere bile başladık. İlkini Karşıyaka Belediyesi’nin Hobi Kurslarına katılan bayanlar için düzenledik. Bu kurslara katılan kadınlarımız, Pakalın Sağlığın ve Güzelliğin Merkezi Uzmanları tarafından mevsimsel geçişlerde yapılması gereken cilt ve saç bakımları konularında bilgilendiriliyorlar. Kurslara katılan bayanlara, yaklaşan bahar ayı nedeniyle yaşanacak mevsimsel geçişlerde yapılması gereken  cilt ve saç bakımı  konularında seminerler veriyoruz. İlk seminerimiz geçtiğimiz haftaydı. Mevsimsel değişiklerde kuruyan, çatlayan ve yıpranan cildimizi koruma yöntemleri ve kuruyan, kırılan, çabuk kirlenen saçlarımız için uygulamamız gereken basit formüller ve ufak tüyolarımızı kadınlarla paylaştık.

Bildiğimiz kadarıyla siz “Güzel ve Sağlıklı Bir Yıl” sloganı ile başlattığınız seminerlerde “Güzelliğe Dair Minik Tüyolar” başlığı altında her bayanın ufak tefek bakımlarla değişebileceği anlatıyorsunuz. Seminerler sonunda kaç kadına ulaşmayı hedefliyorsunuz?

Seminerler sonunda ortalama 500 kadına ulaşmayı hedefliyoruz. Böylece güzel ve sağlıklı bir yıl geçirmelerine az da olsa katkıda bulunacağız. İlki Karşıyaka Belediyesi Çarşı Sanat Galerisinde gerçekleşen “Güzelliğe Dair Minik Tüyolar”  seminerimiz,  01 Mart Pazartesi günü Bülent Ecevit Kültür Merkezinde, 11 Mart Perşembe günü ise İsmail Cem Kültür Merkezinde gerçekleşecek.

Önümüz bahar. Kadınlarımıza ne önerirsiniz bu mevsimsel geçişte?

İnsanların cilt tipi değişmez. Fakat olumsuz iklim ve çevre koşullarına göre cildimizin durumu değişir. Bunlar nemsizlik, hassasiyet, lekelenme ve akne problemleridir. Mevsim şartlarına göre değişen cildimizin ihtiyacını karşılamak üzere, doğru temizleme; doğru nemlendirme ve doğru koruma yapmak gerekir. Bu uygulamalar, ayrıca profesyonel kabin bakımlarıyla desteklenmelidir. Sert ve kuru iklim koşullarından dolayı yoğun nemsizlik, çevresel kirlilikten dolayı siyak nokta ve kalınlaşma, cilt bariyerinin zayıflaması sonucu hassasiyet ve soğuğa karsı duyarlılığın artması karşılaşılan yoğun problemlerdir. Yaş ve cilt tipi analiz edilerek cildin ihtiyacına uygun özellikle yoğun nem bakımları; cildin bariyerini güçlendirip savunmasını arttırmak için uygun canlandırıcı ve arındırıcı bakım kürleri uygulanmalıdır.

Mevsim değişikliğinde  el ve ayaklarda aşırı kuruma ve çatlama görülür. Bu duruma karşı hangi önlemler alınmalıdır?

Kalınlaşan deri arındırılarak yoğun nem verici ürünler kullanılmalıdır. Bu ev bakımına ilave olarak kabinde parafin ve yoğun nem veren maskelerden yararlanılarak bakım yapılır.

Pekiyi, ciltten bahsettik, biraz da kadınların en büyük silahı olan saçlara değinirsek, çabuk kirlenen ve kırılan saçlar için hangi vitaminleri kullanmalıyız?

Saç dibindeki yağlanmaya uygun şampuan tercih edilirken saç uçları için onarım özelliği yüksek maske ve krem kullanılır. Hava şartları ve çevresel faktörlerin, deniz, havuz, güneş ve benzeri şeylerin saçları yıpratması sonucu canlandırıcı ve onarıcı bakım kürleri uygulanır. Saç kökleri kan yoluyla beslenir. Dolayısıyla kökü sağlamlaştırmak için mutlaka; B kompleksleri, Mineraller, Aminoasitler, Antioksidan içeren besin takviyeleri kullanılmalıdır. Ayrıca; Saçları fazla miktarda şampuanla yıkamak, sık yıkamak, saçın yapısına uygun olmayan şampuanları tercih etmek, saç köklerine krem,jöle gibi şekillendiricileri getirmek, sık sık kimyasal işlem yaptırmak ve kimyasal maddesi yüksek olan boyalar kullanmak saça zarar veren önemli unsurlardır.

Share on FacebookShare on Google+Tweet about this on TwitterShare on LinkedInPin on Pinterest
0.00 avg. rating (0% score) - 0 votes

Sevebilirsin...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir