Tesla'dan yeni araba bataryası

ABD'li elektrikli otomobil ve enerji şirketi Motors, kendi ürettiği arabaların saatte 60 mil (96 kilometre) hıza 2,5 saniyede ulaşmasını sağlayacak yeni bir elektrikli ürettiğini duyurdu.

Tesla'dan yapılan açıklamada, yeni geliştirilen 100 kilovat saatlik(kwh) bataryanın, markanın elektrikle çalışan Model S adlı aracını sıfırdan saatte 96 kilometre hıza 2,5 saniyede ulaştıracağı ve söz konusu modeli tam şarjla ABD standartlarında 315 mil (507 kilometre), Avrupa Birliği standartlarında ise 613 kilometre mesafeye taşıyabileceği belirtildi. Açıklamada, yeni geliştirilen batarya sayesinde, Model S'in dünyada 300 milin (483 kilometre) üzerinde mesafeyi tek şarjla katedebilen ilk elektrikli otomobil olduğu bilgisine de yer verildi.Dünya genelinde sıfırdan saatte 96 kilometre hıza 2,5 saniyede çıkabilen LaFerrari ve Porsche 918 Spyder marka spor arabalara işaret edilen açıklamada, söz konusu otomobillerin fiyatlarının 1 milyon dolar olduğu ve sadece 2 kişilik yolcu kapasitesine sahip olduklarına dikkat çekildi.Öte yandan, Model S'in 5 yetişkin ve 2 çocuk kapasitesine sahip olduğu bilgisine yer verilirken, bu modelin siparişi veren fakat henüz anahtar teslimini tamamlanmamış müşterilerin 10 bin dolar farkla, Model S sahibi olan müşterilerin de 20 bin dolar farkla yeni bataryaya sahip olabileceği belirtildi.Ayrıca, söz konusu yeni bataryanın Tesla'nın 7 yetişkin kapasiteli ve elektrikle çalışan SUV tipi Model X adlı aracını sıfırdan saatte 96 kilometre hıza 2,9 saniyede ulaştıracağı ve tam şarjla ABD standartlarında 289 mil (465 kilometre), Avrupa Birliği standartlarında ise 542 kilometre mesafeye taşıyabileceği bildirildi.Model S'in fiyatı 70 bin dolardan başlarken, Model X modeline ise 80 bin dolardan başlayan fiyatlarla sahip olunabiliyor.

Bu yazı Genel kategorisine tarihinde tarafından gönderildi.

IBM Watson'dan Harry Potter analizi

Yakın zamanda yeni kitabı ile çok konuşulan serisi IBM Watson tarafından analiz edildi. 2010 yılında Jeopardy (Riziko) yarışmasının iki şampiyonunu yenmesi ile tanınan ve son yıllarda yeni yetenekleri ile teknoloji dünyasında adından sürekli bahsedilen IBM’in kognitif bilgisayarı Watson, izlemek ve kitap okumak konusunda da etkileyici becerilere sahip.

Film yönetmeni Ridley Scott ile çekilen videosunda Watson’un film izleme yetenekleriyle ilgili ipuçları veren IBM, Watson’ın yeni becerilerini göz önüne sermek için “Harry Potter” orijinal kitap serisi ve filmleriyle ilgili analizleri paylaştı. Yazılı metni analiz eden Watson; korku, neşe, güven ve açıklık gibi farklı tavırları belirleyebiliyor. Watson ayrıca, psikologların kişiliği test etmek için kullandığı en yaygın ve tercih edilen yollardan biri olan Beş Büyük faktör testini temel alarak kişilik özelliklerine göre değerlendirme yapmak için yazılı metni analiz edebiliyor. Test, şu beş nitelik yelpazesinde nerede bulunduğunuzu ölçüyor: Dışadönüklük, uyumluluk, sorumluluk, duygusal denge ve deneyimlere açıklık. Bu tavır ve kişilik değerlendirme yetenekleri, Watson'ın, "Harry Potter" karakterlerini analiz etmesine olanak tanıyor. Böylece Watson, “Harry Potter” karakterlerinin farklı özelliklerini sıralayabiliyor ve karakterlerin kitaplarda ve filmlerde ne kadar farklı olduğunu gösteriyor. IBM Watson Araştırma Görevlisi Vinith Misra, Watson’ı kitaplar ve filmler arasındaki farkları bulmak için eğitti. Misra “Voldemort ve Neville’in çok aşırı karakterler olduğunu düşünüyorum” diyor. İkisi de Beş Büyük faktör kişilik testinin “deneyime açıklık” kısmında düşük sırada yer aldılar. Ek olarak, ikisi de duygusal denge konusunda eşit puan aldı. Neville, hem kitaplarda hem de filmlerde tüm karakterler arasında duygusal açıdan en dengesiz karakter olarak sıralandı. Voldemort da duygusal açıdan dengesiz olarak üst sıralarda yer aldı.Misra “Voldemort, duygusal açıdan çok dengesiz; genelde gizlice ortaya çıkıyor ve hep yürütmesi gereken bir ana planı var ve herhangi biri bunu mahvedebilir” diyor. “Çocuğun etrafındaki herkesle ilgili bir sürü paranoyası var.” Harry de Voldemort ile benzer miktarda öfke gösteriyor.Misra “Voldemort’u listenin en başında görmek kimseyi şaşırtmaz ancak Harry de kitaplarda öfke listesinde çok üst sıralarda yer alıyor” diyor.“Bu ilginç, çünkü bazı açılardan Pollyanna’cı bir karakter; birçok açıdan harika ama kişiliğinde bazı kusurlar da var ve öfkeye meyilli biri" diye devam ediyor.Watson karakter sıralamasına göre Harry, öfke konusunda Voldemort’dan hemen sonraki sırada yer alıyor. Harry'nin sürekli olarak benzer karakter özellikleri paylaştığı Voldemort ile mücadele etmesi düşünüldüğünde, bu değerlendirme gerçekten çok şey ifade ediyor. Ron, kitaplara kıyasla filmlerde daha fazla komedi öğesi işlevi görüyor.Watson; Ron’u, kendisi, Harry ve Hermoine üçlüsü arasındaki en hafif karakter seçti. Ancak, Misra’nın söylediğine göre, Watson “kitaplar ilerledikçe ve işler daha karanlıklaştıkça, endişesinin birazından kurtulduğunu ve daha az arkadaş canlısı biri olduğunu” da ortaya koymuş.Misra, bu ilerlemenin çok belirgin bir şekilde olmasa da filmlerde de görünen bir şey olduğunu ekliyor. Hermione "iddialılık konusunda Voldemort'u gölgede bırakıyor."Hermione, öfke ve iddialılık konusunda üst sıralarda yer alıyor ancak karakterine uygun olarak, Watson’un ahlak değerlendirmesinde en yüksek puanı aldı.Misra “Bu, Hermione’in güçlü bir kadın karakter olduğuna dair nicel bir örnek oluşturuyor” diyor. Bir karakter olarak Ginny filmlerde zekâsını ve girişkenliğini kaybediyor.Watson “zekâ” ve “girişkenlik” sıralaması yaptığında, Ginny, kitaplara kıyasla filmlerde daha alt sıralarda yer aldı. Misra “Kitapta Harry'yi bekleyip durmuyor ve elinden geleni yapmak için uğraşıyor ancak [filmlerde] karakterini basitleştirmiş ve belirli özelliklere indirgemişler” diyor. Snape’in kitaptaki hali çok öfkeliyken, filmdeki hali daha soğuk ve mesafeli.Watson, Snape’in heyecan arayışı ve öfkesinin kitaplara kıyasla filmlerde “önemli ölçüde azaltıldığını” ortaya koymuş. Misra “Kitaplardaki Snape kaçığın teki, bağırıp duruyor ve öfkelenmeye meyilli” diyor. “Filmlerde ise daha uzak ve mesafeli, dengesizliği daha çok tavırlarında ve performansında ortaya çıkıyor.” Profesör McGonagall zekâ açısından tüm karakterlerden en üst sırada yer alıyor.Bu sıralama kesinlikle nokta atışı gibi görünüyor ancak Watson aslında Hermione’i bu karakter listesinde ilk dörde koymamış. Bunun yerine, Snape ve Ron bu sıralamada ikinci ve üçüncü sırayı kaptırmıyor. Watson, kitaptan filme geçişte en az bozulmaya McGonagall'ın karakterinin uğradığını ortaya koyuyor. Liberalizm ve açıklık söz konusu olduğunda Hagrid en üst sırada yer alıyor ancak Watson, onun içinde yaşadığı depresyonu da ortaya çıkarıyor.Kendisine yakın olan kişilerle içten bir şekilde ilgilenen, eğlenceli bir karakter olan Hagrid, Watson’a göre muhtemelen Hogwarts’tan atılması nedeniyle halen çektiği azabın bir kısmını ortaya koyabiliyor. İşbirliği, sempati ve tedbirli olma konusunda en üst sırada Dumbledore yer alıyor.Misra, Watson’un, Dumbledore’un filmlerde değiştiğini düşünüp düşünmediğini merak ettiğini söylüyor, çünkü birçok kişiye göre, Dumbledore kitaptaki haline kıyasla zen yaklaşımından daha uzak görünüyor. Misra “Bunun verilere yansımadığını” söylüyor. “Nedeni ne mi? Bu değişikliklerin çoğu kendi ifadelerinde değil, aktörün seçimlerinde yer alıyor.”

Bu yazı Genel kategorisine tarihinde tarafından gönderildi.

Yapay zeka uygulamaları oyun içinde geliştirilecek

, uygulamalarını (AI), çok maliyetli gerçek ortamlar yerine video oyunlar içinde test edilip geliştirilmesini sağlayacak yeni bir teknolojik yaklaşım geliştirdi.

Teknoloji ve iş süreç yönetiminde dünyanın önde gelen şirketlerinden Xerox’un Fransa Grenoble Ar-Ge merkezinde görevli bilim insanı Adrien Gaidon ve ekibi, yapay zeka algoritmalarının video oyunları içinde geliştirilmesi ve test edilmesini sağlayacak bir çalışma yürütüyor. Adrien Gaidon, video oyunlarının gerçekliğinin giderek artmasından yola çıkarak, yapay zeka yazılımlarının da video oyunlarının içinde test edilebileceğini düşünüyor.Halihazırda yapay zeka yazılımları gerçek yaşam koşullarında test ediliyor. Yapay zeka teknolojilerinin gerçek hayatta test edilmesi, büyük maliyetler ve zaman kaybı yaratıyor. Örneğin, yapay zeka uygulamalarını farklı ortam, hava ve mevsim şartlarında test edebilmek için aylarca beklemek, etkileşim verilerini ayrı ayrı kaydetmek gerekebiliyor. Yapay zeka çalışmalarının geliştirilmesini zorlaştıran ve yavaşlatan bu problem durumu, Xerox bilim insanlarını bu konu ile ilgili farklı bir yaklaşım arayışına yönlendirdi.Gerçek ortam 3D lazer tarayıcı ile sanal ortama aktarılıyorXerox’tan Adrien Gaidon ve ekibi, oyun geliştirme platformu Unity üzerinde bir araba oyunu tasarlayarak, bir otomobilin yol üzerindeki araçları ve park alanlarını tespit etmesini, araçların hangi alanlara park edebileceğini öngörmesini sağlamayı başardı. Oyun ortamına bir şehrin sokak, cadde görüntülerini, yollarda karşılaşılan tüm nesnelerin farklı ışık ve hava koşullarındaki görüntülerini bire bir 3D olarak sanal ortama taramayı başaran Xerox ekibi, araçların farklı senaryolarda doğru tepkiler vermesini sağladı.Xerox araştırma ekibi çalışmaları kapsamında, gerçek dünyanın sanal ortamda bire bir yaratılması amacıyla, 3D görüntüyü bir lazer tarayıcıyla sanal ortama aktarmayı başaran bir yol da keşfetti. Böylelikle, gerçek hayattaki tüm nesnelerin ve görünümlerin sanal ortamda da bire bir yaratılması sağlanmış oldu.Yapay zeka yazılımları temelde mekanik araçlara anlama, karar verme, öğrenme, yorumlama ve öngörme gibi zeka yetileri kazandırıyor. Bu becerisinin altında ise yapay sinir ağı (YSA) modelleri yatıyor. İnsan beyninin çalışma prensibini baz alan YSA’lar, önceden geliştirilen örnek olay örgülerini inceliyor ve genelleme, yorumlama gibi yetenekleri ile karşılaştığı olaya göre karar verebiliyor. İnsan beyni ile olan en büyük benzerliği de bu özellikte yatıyor.Herkes yapay zeka uygulaması geliştirebilecekGoogle gibi çok sayıda uygulama ve teknolojik aracını yıllardır test eden ve veri toplayan bir şirket için veya sistemine yüklenen milyonlarca fotoğraf ile resimdeki kişiyi otomatik olarak etiketleyen Facebook için yapay zeka teknolojilerini geliştirmek bir sorun olmayabilir. Ancak günümüzde çoğu şirket, Google ve Facebook gibi çok büyük bir veriyi işleyip, yapay zeka uygulamalarına dönüştürebilecek bir kabiliyete ve kaynağa sahip değil. Daha küçük ölçekli şirketlerin yapay zeka teknolojileri geliştirebilecek bilgi birikimi ve yeteneği olsa da, geliştirdikleri yapay zeka teknoloilerini gerçek dünyada uzunca bir süre test edebilecek ne bir kaynakları ne de buna ayırabilecek zamanları bulunuyor. Bu da yapay zeka teknolojilerinin belli başlı büyük şirketler tarafından geliştirilmesinin beklenmesine, yapay zekanın istenilen yaygınlık oranına ulaşamamasına yol açıyor.

Bu yazı Genel kategorisine tarihinde tarafından gönderildi.

TP-Link logosunu değiştirdi

, yenilenmiş görünümünü ve buna paralel oluşturulan yeni kimliğini duyurdu.

Ağ çözümleri alanında dünyanın önde gelen üreticilerinden TP-Link, bugün dünya genelinde, tüketicilerin yeni yaşam tarzlarına paralel olarak markasındaki dönüşümü duyurdu. 20. yılını kutlayan şirket, artık kablosuz ağ teknolojilerinin ötesine geçerek akıllı ev, akıllı telefon ve akıllı aksesuarlar kategorilerinde yeni ürünler sunmaya başladı. Bu gelişme ve yeni kurumsal strateji sonucunda TP-Link, marka kimliğini yeni bir görünüm ile güçlendirme kararı aldı. 

“Son 20 yılda TP-Link Ar-Ge ekibi dünya genelindeki on milyonlarca müşterisinin ihtiyaçlarını karşılamak üzere sürekli yeni ürünler geliştirdi. Şimdi bugünün internete bağlı yaşam tarzına uygun gereksinimleri karşılayacak yeni bir yolculuğa başlıyoruz” diyen TP-Link Başkanı Jeffrey Chao, sözlerini şöyle sürdürdü: “Ürün portföyümüz gelişmeye devam ettikçe markamızın da bu gelişmeyi izlemesi gerekiyor. Sizlere yeni TP-Link’i sunmanın heyecanını duyuyoruz. Önümüzdeki aylarda müşterilerimize daha dinamik ürünler ve pekiştirilmiş deneyimler sunmak için sabırsızlanıyoruz.”

Yeni logo, yeni slogan, yepyeni renkler…TP-Link, yeni kurumsal stratejisi doğrultusunda kurumsal kimliği ve logosunu da yeniledi. Şirketin yeni sloganı olan “Akıllı ve Güvenilir” (Reliably Smart), TP-Link’in akıllı ürünler pazarına girdiğini vurgularken, aynı zamanda bir önceki slogandan da izler taşıyor.  Şirketin yeni logosu, merkezi gösteren bir ok olarak tasarlandı ve TP-Link’in bugünün modern müşterisinin gereksinimleriyle uyumlu olarak, müşteri odaklı şirket kültürüne bağlılığı ifade ediyor.

Ayrıca, şirket logo tasarımında adının yazılışını TP-LINK yerine, insanlara daha basit ve daha cana yakın gelmesi doğrultusunda tümü küçük harflerden oluşan şekilde ‘TP-Link’ olarak güncelledi.  Yeni kurumsal kimlik gereği web sitesini de yenileme kararı alan TP-Link, alışverişe uygun ve ürünlerin daha rahat bulunabileceği bir site oluşturuyor.  Yeni site ve yeni kimliğe uygun hale getirilecek ürün ambalajları çok yakında piyasaya sürülecek. Son olarak şirketin yeni tarzıyla senkronize olan markanın yeni renk paleti, daha enerji verici ve çekici renklerle yenilendi.

TP-Link’in yeni kurumsal kimliğini oluşturmada stratejik ortağı olan FutureBrand’in Müdürü Brian Meyers, müşterilerin günümüzde hızlı, tempolu, sürekli değişen teknolojilerle karşı karşıya olduğunu ve onlara yetişmek için daha çok çaba harcamalarına rağmen, özellikler ve işlevler konusunda kafalarının karıştığını söyleyerek,  “Yeni kimlik ve ambalajlama TP-Link’in güvenilirliğinin akıllı, ilerleyici ve insancıl kriterlere dayandırıldığı anlamına geliyor. Bu yeni imajın TP-Link’in ağ üretici kimliğinden, internete bağlı yaşam tarzlarına yönelik yeni kimliğine geçişinde yardımcı olacağına inanıyoruz” dedi.Bugünden itibaren TP-Link web sitesinde(TP-Link.com,), sosyal medya kanallarında, ürün paketleri ve tüm mağaza içlerinde, yeni kimlik uyarınca daha parlak renkler ve kalın, baskın yazılar görülmeye başlanacak.  Müşterilerin gereksinimlerine uygun olarak en yüksek kalite standardını sağlamak üzere daha yenilikçi ve güçlü yeni ürünler (Talon AD7200 gibi) çok yakında satışa sunulacak.

Bu yazı Genel kategorisine tarihinde tarafından gönderildi.

Dünyanın ilk su altı fotoğraf robotu

Tamamen 'de üretilen , aslında bir su altı robotu. Henüz yatırım aşamasında olan Aquabooth, Arıkovanı üzerinden gerekli desteği alabilirse bu robotları piyasaya sürmeyi planlıyor.

Dijital Ajans Hisseli Harikalar’ın kreatif ekibinin 2015’te patentleyip, bu yıl kullanıma sunduğu Aquabooth’un ilk versiyonu denizde ya da havuzda kullanılan bir fotoğraf kabiniydi. Kuruluma ihtiyaç duymadan kullanılan Aquabooth, oteller, etkinlik yapımcıları ve reklam verenler gibi daha çok kurumsal müşterileri hedefleyen bir projeydi.

Projeyi, doğrudan son kullanıcıyı da hedefleyecek şekilde yeniden ele alan ekip, Aquabooth’u bir su altı fotoğraf robotu haline getirdi. Türünün ilk örneği olma iddiasındaki Aquabooth, su altına uzanan alüminyum şase, geniş açılı 12 MP kamera, Wi-Fi ya da 4.5 G bağlantı, güneş korumalı 7 inç IPS ekran, su geçirmez gövdeden oluşuyor. Havuzda serbest yüzen robot, üst gövdedeki butona dokunduğunuzda aktive oluyor ve suya dalmanız için geri sayım başlatıyor. Bu sürede dalıp, su altı gövdedeki kamera karşısına geçerek çekim yapıyor, çekilen fotoğrafı suyun üzerindeki ekrandan görebiliyorsunuz. İşlemi dilediğiniz kadar tekrar edebiliyorsunuz. Aquabooth pil ömrünün 15 saat olduğunu söylüyor.

Aquabooth, suda bir etkileşim alanı yaratma fikrinin kullanıcılar tarafından yeterince ilgi gördüğünü, ilk denemesinde doğrulamıştı. İlk prototipler için geçtiğimiz yaz Çeşme Flyinn Beach’te iki ay süren pilot bir operasyon düzenleyen ekip, bu sürede günde ortalama 300 farklı kişi tarafından bin 100 su altı fotoğrafı çekildiğini söylüyordu.Bugüne kadar yatırım desteği almayan Aquabooth’un üretimi için gerekli sermayenin kitle fonlama yöntemiyle sağlanması planlanıyor. Arıkovanı kampanyasına yeni başlayan ekip, Aquabooth’u Nisan 2017’de teslim etmek üzere yüzde 30 indirimli olarak satıyor. Ekip, Arıkovanı’nı bir hazırlık süreci olarak da görüyor; bundan sonra Kickstarter’da devam edip, yurt dışına açılmayı planlıyor.Su altı fotoğrafçılığı için yeni nesil çok sayıda ürün var ancak Aquabooth doğrudan kullanıcıların suda iyi vakit geçirmesini sağlayarak bir etkileşim alanı oluşturmasıyla farklılaşıyor. Proje yatırım desteğini sağlayabilirse, üretim sürecini, uluslararası kalite standartlarını sağlamak amacıyla Türkiye’de tamamlayacak.

Söz konusu projeye bu sayfadan destek verilebiliyor.

Bu yazı Genel kategorisine tarihinde tarafından gönderildi.

PlayStation Plus üyelerine kötü haber

Plus üyeliği, 22 Eylül itibari ile zamlanacak gibi görünüyor. ABD için fiyatlandırmada, bir yıllık üyelik 50 dolardan 60 dolara yükselecek; üç aylık üyelik de 18 yerine 25 dolar olacak.

Aylık üyelik fiyatı ise ABD için aynı (10 dolar) kalacak. Var olan üyelerin, 22 Eylül tarihinden sonra üyelikleri yenilene kadar zamlı fiyatı ödemeleri istenmeyecek. Sony, bu değişikliği 27 Temmuz tarihli PlayStation Plus blog güncelleme yazısında duyurdu. Ancak fiyatlandırmanın diğer ülkeler vetabii ki Türkiye için nasıl olacağı, henüz belli değil.Sony'nin söylediğine göre yeni fiyatlar, şu andaki pazar durumlarını yansıtmakta ve üyeleri için iyi bir hizmet sunmalarına yardımcı olmakta. Üyeler, daha önce sahip oldukları bedava oyunlar, internet üzerinden çok oyunculu oynama ve benzeri avantajların tamamına sahip olmaya devam edecek.Şu anda Plus üyesi olan ancak yeni fiyatlarla üyeliğe devam etmek istemeyen kişiler ise, 22 Eylül tarihinden önce otomatik yenileme özelliğini hesap ayarlarından iptal edebilir.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR: BİLGİSAYARINIZ İÇİN 50 MÜTHİŞ DUVAR KAĞIDI

Bu yazı Genel kategorisine tarihinde tarafından gönderildi.

Samsung Galaxy Note 7 Türkiye'de satışa çıktı

Özellikleri ve tasarımı ile büyük beğeni toplayan Note 7'nin Türkiye satış fiyatı belli oldu. İşte 26 Ağustos'ta resmen satışa sunulacak Note 7'nin fiyatı ve özellikleri…

Avrupa ve Amerika'da 850 dolardan satışa sunulan telefonun, Türkiye satış fiyatı tahmini rakamlar dışında kesin olarak belli değildi.

Bugün ise Galaxy Note 7'nin Türkiye lansmanında ülkemizdeki fiyatı belli oldu. Gelmiş geçmiş en pahalı Samsung olan Galaxy Note 7 ülkemizde 3,599 liradan satışa çıkıyor. Ön sipariş verenler, bu fiyata sadece telefona değil, Gear VR sanal gerçeklik gözlüğüne de ücretsiz sahip olacak. Bunun yanı sıra dev oyun paketi de ücretsiz olarak indirilebilecek.

Samsung Galaxy Note 7, 26 Ağustos tarihinde raflarda yerini alacak.

İşte Samsung Galaxy Note 7'nin tüm özellikleri:

Bu yazı Genel kategorisine tarihinde tarafından gönderildi.